Neden bu bölgeyi Eşrefin Boğazı diye anıyorlar?Dedemde, O an derin bir ah çektikten sonra, soruma şöyle cevap vermişti.

497
469950

Çocukluk yıllarımda, Kürsünenin çayırlarında bin bir renkten çiçeklerin açtığı bir yaz günüydü. Yaşettin eniştem ve ekibi, Eşrefin boğazına alabalık tutmaya giderlerken ben de arkalarına takılmıştım. Karşı meşe ormanlarında yaklaşık iki saat yürüyerek, Güzel yaylıyı da epey aştıktan sonra, Eşrefin boğazına varmıştık. Boğazın ortasında ince, narin ve berrak bir su akıyordu. Birkaç saat içerisinde, o çayın en durgun göletlerinde, üzerlerinde kırmızı noktalı benekler olan alabalıklardan yaklaşık iki cancal tutup, akşam olmadan Kürsüneye dönmüştük. O esnada; O Tabiatın güzelliğinin yanı sıra, oranın o büyüleyici ruhu, şu soruyu aklıma getirmişti. Neden bu bölgeyi Eşrefin Boğazı diye anıyorlar? Bu soruyu o an oradakilerde bilemeyip geçiştirmişlerdi. Kafama iyiden iyiye takılan bu soruyu, sıcağı sıcağına akşam dedeme sormuştum. Dedemde, o an derin bir ah çektikten sonra,
soruma şöyle cevap vermişti. 93 Harbinden sonra Enver paşa, Karsı ve Sarıkamışı Ruslardan geri almak için bir Harekât planı yapar ve planın uygulanabilmesi için 3. Ordu Komutanına hazırlıklara başlaması için emir verir. Emre binaen; Üçüncü ordu komutanı, Hasankale- Horasan üzerinden ve Oltu- Kosor ve Bardız üzerinden Sarkamışa varacak olan birliklerin harekat planlarını tamamına erdirip; Kuzeyden Oltu, Penek kalası ve Barik üzerinden Erdavut dağını aşarak, Merdinik’in batı yakası olan Köşk boğazı ve Karınca düzü üzerinden Selime, oradanda Sarıkamışa hücum edecek olan, Kuzey Harekat Destek Birliğinin harekat planını üzerinde çalışıyordu ki; o esnada, daha önceki muharebelerde, bölgedeki milis kuvvetlere komutanlık yapıp, düşmana karşı üstün ve taktik başarılar sağlamış olan Molla Eşref aklına gelir ve bir süvari devriyesi çıkartarak, Osmanlı Rus savaşı esnasında Ruslara esir düşüp, bir müddet sonra esaretten kurtularak Köyüne (Barik’e) dönen Molla Eşrefin Erzurum (ordu karargahına) getirtilmesini emreder. Molla apar topar süvari müfrezesi eşliğinde kısa zamanda Erzuruma getirilerek Ordu komutanına çıkartılır. Komutan; Molla Eşrefe, yeni görevini tebliğ ederek, harekat planını anlatıp, Penek Kalası ve Barik üzerinden hareket edecek olan Askeri birliğe gerekli yardımların sağlanıp, Harekatın desteklenmesini rica eder.

Molla Eşref de Komutanlarla gerekli mutabakata vardıktan sonra, Üslenmiş olduğu sorumluluğun ve görevin önemine binaen süratli bir şekilde köye döner. Mevsim son baharın son günlerini yaşamaktadır, Kar yağdı yağacak, Molla köyün ileri gelenlerini toplar. Gerekli izahatlarda bulunduktan sonra, Herkese Fert, fert veya guruplar halinde yapacakları görevleri verip, Harekât güzergâhı üzerinde yapılacak olan hazırlıkları kontrol eder. Bu arada Köy halkı kendi aralarında köylüden toplamış oldukları (inek, dana , keçi, koyun Vb.) hayvanları keserek, derilerini çarık yaparlar, etlerini de kavurma yapıp, intikal esnasında Askerlere ikram edilmesi için davarcuğlara (keçi ve koyun derilerine) basarlar. O dönemde yaşamakta olan, köyün kızı, gelini ve hanımları da, Ete, Mıte ve Hünker nenelerin liderliklerinde, yünden çorap, kazak, eldiven ve içlik dokurlar. Aynızamanda köylü bahar mevsiminde tarlalara ekmek üzere, ambarlarda sakladığı tohumluk buğday ve arpaları dahi, Penegin degirmanında öğüterek, hanımlara Kamannarın ve Cinazların furunlarında lavaş ekmeği yaptırıp, Ekmeklerin içerisine çeçil peynir ve tere yağı koyarak, her Askere en az üçer adet verilmek üzere goggo (dürüm) yapıp Elelenin (ayvanında) anbarında istif ederler.

Bütün bunlardan sonra, nihayetinde belirtilen zaman zarfında; Birliğin Taburlar halinde, Penek kalasına yaklaştığı haberi gelir. Bu esnada mevsim kışa evrilmiş olduğu için, Molla Eşref Önceden planladığı gibi, Köyden görevli personelle birlikte en az yüzeli boyun öküz ve camuşi Hizeklere (kızaklara) koşulu vaziyette, Penegin Galasında Askeri birliği karşılar, Konvoya ait ağırlıklar ve toplar kızaklara yüklenip, bir Cuma günü, Öğlene doğru birlik Barik’in Güney yamacı olan Hepengin altı ve Karagöl mevkiine varıp, burada mola verir. Bu esnada köylülerin (Bariklilerin) hazırlamş oldukları (kavurmalı gendime haşıli, tereyağıyla pişmiş gavut goggosu ve anuğli pıt pıt haşıli) yemekleri birlik personeline ikram edilir. Daha sonra plana göre gerekli hazırlıklar tamamlanarak, Molla Eşref ve onun tayin etmiş olduğu (del Pehlül, Zabit pehlivan ve isimlerini hatırlayamadığım) köyün yiğitlerinin eşliğinde harekat edip; Gala daşından, Kıral yollarından,Erdavut dağının batı yamacı olan Penek gediğinden, Üç taşlardan, Gencaliden, Boğozdereden, sabaha doğru Eşşek meydanına varılır. (Molla Eşref; Harekat planını aldıktan sonra, Yol güzergahının keşfini yaparak, Askerin bu kadar yolu yürüdükten sora yorgun olacağını , Birliğin Boğoz dereden Eşek meydanına çıkınca kış aylarında sert bir havayla, fırtınayla, tipiyle karşılaşacağını, önceden tahayyül ettiği için, Eşek meydanının biraz ilerisinde olan ve Şimdi Mollanın İsmiyle anılan Eşrefin Boğazının; doğudan – batıdan ve kuzeyden gelen rüzgar, tipi ve fırtınalarının uğramadığı, kuytu bir yer olduğunu daha önceden keşfetmiş ve o anki kış şartlarına göre çam ağaçlarından (Goggallar) Barakalar ve barınma yerleri, yemek (aş) pişirmek için (aş evi) mutfak hazırlatmış ve bu tesislerin o an için çalışır durumda olmalarını sağlayan ve Molla tarafından görevlendirilip, konuşlandırılmış olan görevli personel, gelecek olan birlikleri beklemeye koyulmuşlardı.) Eşek meydanına varan Konvoyun; fırtına ve tipiye fazla maruz kalmadan, kılavuzlar eşliğinde Molla eşrefin boğozu denilen yere intikal ettirilip, orada hazırlanan tesislerde Ordugâh kurularak dinlenmeye geçilmişti. Ertesi gün sabahın erken saatlerinde etraf ( Soğmun, Ezmos, Şamkas, Armişen ..) köylerden de kazanlar dolusu sıcak (kavurmalı haşıl) yemek, sırtlarında çuvallar dolusu ekmek ve de askerlerin soğuktan korunmaları için yün çorap, kazak, sergi, cecim getirmişlerdi.

Daha sonra, Birlik konaklama yeri olan, Eşrefin boğazından, hareket ederek, Kılıç boğazı, Oradan da Hızar boğazı, derken top yoluna varılmıştı ki; Mola Eşref harekât planını esas alarak, burada da birliğe mola verdirip, komutanlarla birlikte Kaymak dağına çıkar. Kaymak dağının güneydoğu sun da bulunana Allahuekber dağını cephesine alarak, Muharebenin bu dağın eteklerinde icra edileceği için, hangi birliğin nerede, hangi mıntıkada, hangi aşamalarda görevlerini yapacaklarına dair komutanlara, Kaymak dağının zirvesinde brifing verir. Daha sonra, Birlik kılavuzlar eşliğinde, Kurtlu yayla, Köşk boğazı ve karınca düzü üzerinden, Muharebenin yapılacağı alanlara sevk edilir. Bu meyanda, Birliğe tevdi edilen görevler, harekat planında belirtilen zaman zarfı içerisinde tamamına erdikten sonra, Molla Eşrefin tayin etmiş olduğu kılavuzlar ve destekler eşliğinde, aynı güzergah üzerinden birlik Erzurum’a döner. Harekât hıtamına erdikten bir müddet sonra da, Ordu komutanı; Molla Eşrefi tekrar askeri müfreze eşliğinde Erzuruma getirtip, Ordu karargahında ağırlar. Bu esnada Ordu komutanı Molla Eşrefe taktirlerini sunarken, Erdavut dağı ve etrafı, Kılıç boğazı, Kürsüne, Hızar Boğazı, Köşk boğazı, Kurtlu yayla, Kaymak dağı ve etrafını, mülk olarak Bariklilerin mülküne ve kontrolüne verir. Ve o esnada derki; vatanına ve vatan savunmasında bulunan ordusuna ve askerine bu kadar canıyla, malıyla (cansiperane) katkısı ve bağlılığı olan, öz vatan evlatlarının yaşadığı O yere, O köye, O havaliye, O beldeye, artık bundan sonra Özyurt diyeceğiz evde Bugünden itibaren, Ebediyete kadar, Oranın, O yörenin, O beldenin, O havalinin ve O Köyün adı Ö Z Y U R T olarak anılacaktır. Bu böyle biline.. Der ve Tören eşliğinde, bütün Özyurtlular adına Molla Eşrefe ödülünü takdim eder.
Saygıdeğer büyüklerim, şunu ifade etmeliyim ki; En karanlık, en yoksul en dar ve en muhtaç günlerde, malınız ve canınız pahasına, bu toprakları bize Vatan yaptığınız için sizlere minnettarız. Bizler bugünün dünyasında sistemin zincirine, kalbimizle, beynimizle, ruhumuzla ve bütün benliğimizle kilitli olmamız nedeniyle, sizleri anlamakta zorluklar çekiyoruz. Sizlerin miras olarak bırakmış olduğunuz değerleri; bizler çoktan terk-i diyar eyledik. Şimdi içleri boş objelere sahiplenerek, mimsiz medeniyetin konforu- lüksü, akabinde pespayeliği ve manevi sefaletinin kıskacında, ve dahi büyük bir yarış içerisinde ve hızlı bir şekilde içinde bulunduğumuz anı yaşamaya çalışıyoruz. İnşallah sonumuz hayırlı olur.

HANİ YUNUS EMRE Kİ KIYINDA GEZİNİYORDU
NEREDE ÇEVRENE ÇİL ÇİL KUBBELER SERPEN ORDU
NEREDE KARDEŞLERİN CÖMERT NİL YEŞİL TUNA
GİDEN ŞANLI AKINCI NE GÜN DÖNER YURDUNA.. (NFK.)

CEVAP VER