Kuzey Kafkasyanın Yer Altı Ve Yer Üstü Kaynakları.

0
1043
KUZEY KAFKASYANIN YER ALTI VE YER ÜSTÜ KAYNAKLARI
           Değerli okurlarım; Bitki örtüsü bakımından Kafkasya Dünyanın en zengin yörelerindendir. En sert kara ikliminden Akdeniz iklimine eş değer bölgeler müstesna güzelliklere sahiptir. Dağları, ovaları, vadisi, yayla ve sahil türlerinin bulunduğu bu eşsiz ülke Kuban ve Terek vadisi ve ovalarında üstün kaliteli tahıl yetişmektedir. Buğday, mısır, arpa, çavdar yetişen ürünlerdir. Envai çeşit ağaç türleri ve ormanlar başlı başına dev bir zenginliktir. Ayrıca akarsu boylarında bol miktarda söğüt kavak çeşitli meyve ağaçları, yaban elması, ahlat, dağ eriği, kızılcık, ceviz yetişen meyve ağaçlarından bazılarıdır.

Yer altı kaynaklarının en önemlisi petrol, maden kömürü, demir, doğal gaz, manganez, bakır, gümüş vardır. Ayrıca Grozni’deki maden yatakları bu güzel ve verimli toprakların geliri Moskova’ya gitmektedir. Çeçenistan’ın başkenti Grozni, büyük petrol bölgesidir. 16 milyon ton petrol üretilmektedir. Bunun Çeçenistan’a lazım olan kısmı çok az bu yüzden yalnız Rusların değil Fransa-Belçika, Almanya ve İngiltere-Hollanda ortak sermayelerinin iştahlarını kabartmakta orayı Çeçenlersiz bir Çeçenistan yapmaktı büyük gayretlerle birleşip o kahraman insanlara uyguladıkları soykırım ve bin bir vahşetle asırlardır atalarının yurtlarından Çeçenler kadre uğratıldı. Bunu yapanlar bin bir plan ve proje üreten “sözde” medeni ülkeler oysa bütün mesele Çeçenistan’daki petrol ve doğalgaza sahip olmak. Petrol çıkarma tesisleri daha çok Grozni ile Gudermes arasındaki Sunja Vadisi ve özellikle Malgobek dolayında olmak üzere Sunia ile Terek dağlarında yer alır. Rafineriler Rusya’daki benzer merkezlerin en büyüklerinden olan Grozni’dedir.

Petrol boru hatları Hazar Denizi’nde yoğunlaşmıştır. Petrol boru hatları Hazar Denizi kıyısındaki Mohaçkale’ye Karadeniz’de Tupase’ye ve Donets Havzası’na uzanır. Bölgede doğal gaz çıkarıldığı gibi petrol ve kimya tesisleri için gerekli makine imalatı Grozni’de yoğunlaşmıştır. Ayrıca yerli sanayinin önemli sahalarının idaresi, yer altı ve yerüstü kaynakları Moskova’nın emri altında Rus hazinelerine akıyor. Sovyet emperyalizmi, insanları vampir gibi sömürüyor. Bu sömürü şeklini en iyi anlatan Rus yazar Trunov’dur. 1958 ‘de yaptığı bir seyahatte gördüklerini bir kitap haline getiriyor. Şöyle not düşüyor; Dağlık Dağıstan’ın eski bir yerleşim merkezi olan ÇOH avulunda geçmiştir. İdarecilerin orayı hayvan yetiştiren bir kolhoz haline gelmiştir. Köylülerin gayretiyle orada bilhassa koyun türünün yetiştirilmesine muvaffak olunmuştur. Sözü geçen koyun cinsinin yünü son derece kıymet taşımaktadır. Yazar Trunov diyor ki; Çeçenler yılda 50-60 bin kg. birinci kalitede yünü Sovyet hükümetine teslim etmektedirler. Çeçenlerin ürettikleri çok üstün kalitedeki yüz binlerce kilogram yüne karşılık ne yazık ki 5-6 bin kişiye sözde kendi yünlerinden dokunmuş, 30 metre kumaş ve bir tane de pobeda otomobil gönderiyorlar.

Bu durum yalnız Kuzey Kafkasyalıların değil diğer bütün milli Cumhuriyetlerin de nasıl sömürüldüğünü çok güzel ifade eden tipik bir misaldir. Sovyet hükümeti esareti altında bulundurduğu milletlerin emekleri karşılarında elde ettikleri mahsullerini sembolik sadakalar mukabilinde ellerinden almakta ve bunlar üzerindeki zorba baskıları devam ettirmektedirler. Sovyet basını her yerde olduğu gibi Kafkasya’da halkların bu sömürüyü engellemek için bozgunculuk ve sabotajlar yaptığına dair sık sık haberler yayınlıyorlar hâlbuki hepsini kendileri yapıp o halkların üzerine atıyorlar. Özellikle son yirmi yılda Kuzey Kafkasya’daki çatışmalar “Kızıl Emperyalizm” ile Moskova’ya teslim olmak istemeyen kahraman Çeçen halkının mücadelesidir. Kavga çok kalabalık bir güruha ve üstün teknoloji ile inanç ver imanın mücadelesidir.

Çeçenler; Kuzey Kafkasya’nın yerli halklarından olup Kuzeydoğu Kafkasya’da Çeçenistan’da yaşarlar. Kendilerine Nohçi diyen Çeçenler, İnguş ve Tuşlarla birlikte Waynah halkını oluştururlar. İnguşlar kendilerine Galgay demektedir. Tuşlar çok küçük bir topluluktur ve Kafkasların güney kesiminde yaşarlar. Çeçenlerin ırk olarak hangi milletten oldukları konusunda tarihçiler ihtilafa düşmektedirler. Bazı yazarların görüşlerine göre Prof.Dr. D. W. Ebrehard, Çeçenlerden “Juan Juanlar” diye söz eder. Ona göre Türkler Juanlar Demirdöğenlerdir ve Türkler aynı ırktan geçmişlerdir diyor. Bazı tarihçilere göre ise bir müddet Mısır’a hükmeden Hegzosların Çeçen milletine dayandığını iddia ederler.

Bazılarına göre Çeçen milletinin Ömer b. Hattab zamanında Medine’den çıkarak kuzeydoğuya hareket ederek Buhara’ya ulaşan, oradan batıya doğru yürüyerek Hazar Denizi’nin doğu kıyılarına yerleşen zamanla torunları Çeçen bölgesine ulaşan Muaz b. Cebel’in neslinden olduğu söylenmiştir. Yazar ve Ural yoluyla Kafkasya’ya geldiklerinin söyler. Öğretmen, gazeteci, yazar Kadircan Kaflı’ya göre Çeçenler Hazar Türklerinden Cacen kabilesindendir. Saint Martin’de bu görüşü doğrular. Şairler, edipler, seyyahlar, jeologlar, coğrafyacılar Kafkasya’yı “Mağrur Güzellik Ülkesi” “Şaşılacak Ülke” “Kahramanlar Yurdu” “Eşi Bulunmayan Dev Gibi Kahraman” diye tarif ederler. Çeçen kelimesi Rusçada “kuş cıvıltısı” ve “zerafet” demektir. Çeçenler kendilerine Nokhçi veya Nohçoy derler. Bu kelimenin karşılığı “millet” demektir diyor saygılarımı sunuyorum.

 

Not: Yazı dizisi devam edecek.

 

TEILEN
Önceki İçerikSessiz Çığlıklar.
Sonraki İçerikGit Oğul .