Şenkaya, Erzurum’un şirin ilçelerinden biri. Doğu Anadolu’nun en yüksek ve ulaşımı zor olan yaylalarının birinde, Allahuekber Yaylası’nda kurulmuştur. Şenkaya’nın akla ilk gelen özelliği okur-yazar oranının Türkiye ortalamasının çok üzerinde oluşudur. Bu oranın hemen hemen yüzde 100’e yaklaştığı Şenkaya’da aydınlanma meşalesini yıllar önce yakan ve ömrünü içinde yaşadığı toplumun eğitimi ve kalkınmasına adayan kişi Hüseyin Köycü‘dür. Bizde, merhum Köycü’yü ölümünün 55. yıldönümünde analım, yeni kuşaklara anlatalım istedik.
Hüseyin Köycü adını ilçe sınırları dışına taşıyan ilk isim Şenkaya’nın yetiştirdiği mümtaz şahsiyetlerden biri olan Prof. Dr. Durkaya Ören oldu. Erzurum’daki mahfillerde Hüseyin Köycü’yü anlatan Durkaya Hoca’nın önerisi üzerine Erzurum Kalkınma Vakfı, Hüseyin Köycü’yü anma toplantısı düzenledi. Daha sonra Hüseyin Köycü’nün torunu Prof. Dr. Koptagel İlgün, “Toplum Kalkınmasında Örnek Lider-Hüseyin Köycü” isimli bir kitap yazdı, “Hüseyin Köycü Eğitim Kültür ve Araştırma Derneği” kurarak dedesinin adını tüm Türkiye’ye duyurdu.
Eğitimi
Eski ismi Örtülü Köyü olan Şenkaya’da 1895 yılında dünyaya gelen Hüseyin Köycü, 5 yaşında mahalle mektebine verildi. Okula başladığı ilk günlerde harflerin tümünü ezberleyen ve kısa sürede Kur’an-ı Kerim’i okumayı ve yazmayı öğrenen Hüseyin Köycü, 12 yaşına geldiğinde ilmitilavetil Kur’an (Kur’an’ı hatasız okuma ilmi) ve inşa derslerini bitirdi. Bu arada, Arapça ve Farsça’yı öğrendi. Yine 12 yaşına kadar diğer müderrislerden ilmihal, İslami bilgiler, usul-i tahrir (güzel cümle kurma), tefsir, hadis, fıkıh ve kelâm dersleri aldı. Binbir güçlükle temin ettiği kitaplardan tarih, coğrafya, edebiyat, ekonomi, sanat, sağlık bilgileri edinerek kendini geliştirdi.
Neler yaptı neler?
Örtülü Köyü’ne 17 yaşında muhtar seçilen Hüseyin Köycü, ülkemizin işgal altında bulunduğu yıllarda halkın milli şuurunu tetikleyen şiirler yazmaya başladı.1916 yılında yazdığı ‘ İslâm destanı’ isimli şiirini çoğaltarak çevresine dağıttı. Oltu ve havalisinde düşmana karşı halkı örgütledi. Ayrıca;
1917’de Oltu Gizli İslâm Cemiyeti’nin kuruluşunda yer aldı. Kosor (Akşar Nahiyesi) ve Örtülü teşkilâtlarını kurdu.1918’de Oltu’nun kurtuluşunda önemli rol oynadı ve Kosor Nahiye Müdürlüğü görevine tayin edildi. Aynı yıl Kars’ta milli müdafaa teşkilâtı olarak kurulan Milli İslâm Şûrası kurucu üyesi oldu. 1919’da Cenubi Garbi Kafkas Cumhuriyeti kurucu üyesi, Oltu Milletvekili ve Meclis İdare Amiri seçildi. Bunlara ilaveten Allahuekber Cephesi komutanlığı görevine getirildi. Bu hükümetin İngilizler tarafından dağıtılmasından sonra Oltu Serbest Gençler Teşkilâtı’nı kurdu ve başkanı oldu. İkinci Oltu şûrası üyeliğine seçildi.1920’de Oltu İslam Terakkiperver Cemiyeti’nin kurucusu ve umumi kâtibi oldu. Bu yıllarda Kâzım Karabekir Paşa’nın Kars’ta çıkardığı haftalık Varlık Dergisi’nde makaleler yazmaya başladı.
1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulmasından sonra Oltu İlçesi İdare Heyeti Üyesi seçildi. Yaklaşık 17 yıl Erzurum İl Genel Meclisi üyeliği yaptı. Bu dönemde kendisini yörenin kalkınmasına ve halkın bilinçlenmesine adadı. Önce Örtülü Köyünü Şenkaya ismi ile ilçeye dönüştürdü. ‘Sarı Karton’ isimli yöresel bir kalkınma plânı hazırladı ve halka açık bir şirket ile kooperatif kurdu. Ardından eğitim seferberliği başlattı. Şenkaya’ya imece yöntemi ile bir ilkokul yaptırdı. Bununla yetinmeyen Hüseyin Köycü, kendi evini bağışladı ve özel okul statüsünde bir ortaokul yaptırdı. Bu okulda görevli öğretmenlerin maaşlarını kendi cebinden karşıladı. Usta eğiticiler getirterek ilçede 12 ayrı dalda el sanatı kursları açtırdı. Evlerde tezgâh kurarak ayakkabı imal ettirdi. Pazar yerleri kurdu, sergi ve panayırlar açtırdı. Buralarda el sanatı ürünlerini satışa sundu. Halk arasında ağaç sevgisini geliştirdi ve yörenin ağaçlandırılmasına önem verdi.
Kağnı arabaları ile turne
Toplumsal kalkınma yolunda tiyatronun önemine inanan Hüseyin Köycü, bu amaçla tiyatro eserleri yazdı ve kağnı arabaları ile çevre ilçelere ve köylere turneler düzenledi. Kendi kaleminden çıkan ‘Fedakârlar’, ‘Rum Değirmencisi ve Ramiz Bey’, ‘Sarhoş ve Ermeni Komitacı’, ‘Kadın ve Kuşun Konuşması’, ‘Himmet’in Oğlu’ gibi eserleri sahnelerde oynandı. “Çocuğunu yetiştirmesini bilen, bilmiyorsa öğrenen, öğrendiğini yerine getiren annelere ve böyle bir annesi olan çocuğa ne mutlu” diyerek anne eğitiminin önemini vurguladı. Bayanlara yönelik mutfak kursları açtırdı, evlenen kızlara birer mutfak kitabı hediye etti. Kızların okumasına ve anne eğitimine büyük önem veren Hüseyin Köycü, yazdığı bir şiirde;

“Anneyim ben anneyim,
Çok çalışkan anneyim.
Kitap alır okurum,
Yün eğirir dokurum.
İşte bilgi metanet,
Can gıda nezafet.
Ne fantezi ne ziynet,
Lâzım değil ne minnet.
Bana sade bir hayat,
Bunda lâzım çok sebat.
Yurdum yuvam şen olsun,
Modacıya kin olsun.
Çelik kollu Türk kızı,
Çevik soylu Türk kızı.
Keser biçer yaparım,
Ulu Hakka taparım.
Vatan için fedakâr,
Millet için hizmetkâr,
Birkaç yavru büyütsem,
Terbiyeli okutsam,
Çok şanlı bir ad olur,
Ölsem ruhum şad olur.”
şeklindeki ifadelerle anneleri motive etmeye çalışmış ve bu yolda çok yönlü uğraşlar vermiştir.
Gençler arasında sporu özendirmek için Örtülüspor Kulübü kurdu. Kispet giyerek meydanlarda güreş tuttu ve gençlere örnek oldu. Fantezinin ferde ve millete zararları, kötü şüphelerden sakınmak, her fırsatta öğrenmek, temizlik, medeni fakat iktisatlı giyim, iş bölümü, şaşort (yaylacılık yapan kadın) hastalığı, muaşeret usullerini öğrenmek, ev büyüğü, ahlâkın üç unsuru, ev kadınının bilmesi lâzım gelen şeyler, sağlık kaideleri öğrenilmeli, kanun ne demektir, hırsızlıktan kaçınmak, İntihap(seçim), uzun yaşamın sırları, çalgı ruhun gıdasıdır, hurafeye inanmamalı, bulaşıcı hastalıklar, pazarlıktan dönmenin fenalığı, hafta pazarları ve panayırlar, ve parti ne demektir konulu 22 ayrı konferans düzenledi.
Şenkaya Gazetesi
Hüseyin Köycü, 1950-1955 yılları arasında kendi gayreti ve imkânları ile ilçede ‘Şenkaya Gazetesi’ adlı bir gazete çıkardı. Bu gazetede başyazıyı, makaleleri, haberleri, tefrikaları hep kendi yazdı. Öz Türkçe kelimeler kullanmaya özen gösterdi. Gazetenin yayın ilkesini ” Şenkaya Gazetesi, bu yurt parçasının yükselmesi yolunda sanatla sermayenin, ihtisasla el emeğinin, eski cevherlerle yeni ruhların bir arada toplanmasına çalışacaktır. Tarım, ziraat, imalât, alım satım işlerinde bilginlerin nasihatlerini toplayarak vatandaşları aydınlatmaya çaba gösterecektir. Yani uzaktakileri olmasa bile Şenkaya gençliğini tarla, bağ, bostan, dükkân ve tezgâhları başında yetiştirmeye çalışacaktır. Bu gazete Şenkaya Yükseliş Cemiyeti’nin fikirlerini yaşatacaktır” olarak belirledi. Gazetesinde; Köy muhtarı sen bunları bilir misin? Gıdalar ve vitaminler hakkında bilgin var mı? Mikrop nedir, ne yapar, nasıl temizlenir? Köyünüzde bulaşıcı hastalık var mı, korunma yollarını arıyor musun? Köyünüzün içme suyu sağlığa zararlı mı? Muaşeret usulleri ne demektir? Kadın meclisinde nasıl oturulur? Kooperatif ne demektir ve faydaları nelerdir? Dil öğren aziz köylüm, Radyo dinliyor musun? gibi toplumsal konulara ağırlık verdi.
Yaşanmış bir olay
Erzurum eşrafından merhum İhsan Oral, Hüseyin Köycü’yü yakından tanıyan ve icraatlarını bilen kişilerden biridir. Bulunduğu ortamlarda sık sık Hüseyin Köycü’ye sözü getiren İhsan Bey, ona ait bir anısını şöyle anlatmıştır:
“Hüseyin Köycü il genel meclisi üyeliği yaparken, devlet Erzurum’a ebe, hemşire, öğretmen okulları gibi yatılı kız okulları açıyor ve her ilçeye nüfusa göre kontenjan veriyordu. Kızları okutmanın revaçta olmadığı bu dönemde diğer ilçe temsilcilerinin isteksiz olduğunu gören Köycü, bu kontenjanların kendi ilçesine verilmesini istiyordu. Kız çocuklarını okutmak istemesinden dolayı o ortamda alay konusu olan Hüseyin Köycü, kendisi ile dalga geçenlere ‘Siz gülünüz. Bu kız çocukları ebe, hemşire ve öğretmen olacak, ama o okumuş annelerin çocukları da yarınlarda doktor, mühendis, hâkim, avukat olarak karşımıza çıkacak’ diyordu. Yıllar Hüseyin Köycü’yü haklı çıkarmıştı.”
Radyo konuşması
Halkın aydınlanmasında radyonun önemini kavrayan ve bunu sık sık vurgulayan Hüseyin Köycü 1934 yılında evine ve halkevine birer radyo getirtiyor. Ancak ‘şeytan işi’ diye kimse radyoyu dinlemeye yaklaşmıyor. Bunun üzerine ilçe halkını toplayan Hüseyin Köycü Ankara’ya gideceğini ve radyoda “Kenar köşe yerlerin dertleri ve ziraatımız” konulu bir konuşma yapacağını belirterek, verilen tarihte herkesin halkevinde toplanıp, bu konuşmayı dinlemesini ister. Radyo konuşmasına yöresel ifadeleri kullanarak başlayan Köycü, komşularından bazılarının lâkaplarını söyleyerek inandırıcı olur ve radyonun şeytan işi olmadığını kanıtlar.
Ufak Parti
Bağımsız milletvekili adayı olarak 1954 genel seçimlerine katılan Hüseyin Köycü, 12 oyla seçimi kaybeder. “Benim asli görevim milletimin avukatlığıdır” diyen Hüseyin Köycü, 1957 yılında Şenkaya’da ‘Türkiye Ufak Partisi’ni kurar. Genel merkezi Ankara dışında olan ilk parti olarak siyasi tarihe geçen Ufak Parti’nin amblemi kurşun kalem olarak belirlenir.
Son günleri ve mektubu
Ömrünü yaşadığı topluma ve o toplumun gelişimine adayan büyük dava adamı Hüseyin Köycü’nün son yılları maddi sıkıntı içinde geçer. Hiçbir zorluğun mücadeleden alıkoyamadığı Hüseyin Köycü hep;
“Başım dönerken, kalbim yanarken, hayat sönerken ah yine vatan
Dizlerim durur, hayaller çürür, kalmadı sürur ah yine vatan
Gözüm kararır, rengim sararır, ruhum daralır ah yine vatan”
diye inler. Ailesine bıraktığı mektubunda hepimize ders olacak şu sözlere yer verir;
“Tam 40 seneden beri Şenkaya’ya (Örtülü’ye) hizmet etmek istedim. Eğer bu hizmetimde muvaffak olabilseydim şimdi Şenkaya kültürüyle, sağlığıyla, kazancıyla, imarıyla, yaşayışıyla, bütün haliyle bir örnek kasaba olacaktı. Belki cennete benzeyecekti ve bütün Türkiye’de hatta Orta Şarkta numune teşkil edecekti. Bu hayırlı teşebbüsümde muvaffak olamadığım bilmem ki benim beceriksizliğimden mi, Şenkaya’nın talihinden mi, muhafazakâr ve hasis adamlardan mı, hüsnüniyetten uzak menfaatperest bazı salâhiyetlerden mi? Her neden olursa olsun muvaffak olamadım. Fakat ne kadar maksada arzu ettiğim gibi nail olamadımsa da bir tohum ekilmiş oldu.”
Yakalandığı şeker hastalığı yüzünden bir bacağı kesilir. Protez yaptırmak için geldiği İstanbul’da 1958 yılının 31 Ocak günü hayata veda eder. Arkasında unutulmaz eserler ve anılar bırakan Hüseyin Köycü İstanbul Kozlu Mezarlığında toprağa verilir.
Prof. Dr. Durkaya Ören, Şenkaya’ya ışık saçan Hüseyin Köycü’yü anlatırken, “köy ebesinden Amerika’da çalışan bilim adamına, öğretmenden öğretim üyesine ve birçok daldaki başarılı meslek sahiplerine kadar çok sayıda Şenkayalı, Hüseyin Köycü’nün başlattığı eğitim seferberliğinde yetişmiştir. Bunun için biz Şenkayalılar, bu büyük insana şükran borçluyuz” diyerek vefasını gösteriyor, hemşehrilerinin duygularına tercüman oluyor.
Bizde yaşamı boyunca; doğrulara bakmış, yanlışlara müdahale etmiş, hayatı tanımaya anlamaya ve anlatmaya çalışmış, çevresine sevgiyi, adaleti, barışı ve onuru aşılamış bu başöğretmeni rahmetle, şükranla ve saygıyla anıyoruz. Mekânı cennet olsun.

Yazı: Hocam Lütfi TUNÇ’tan paylaşılmıştır.