Şenkaya Sarıkamış Harekâtı Allahüekber Şehitlerini Andı.

Allahuekber Şehitleri İçin İlçe de Derçekleştirilen Meşale Yürüyüşü.

Posted by Basında Şenkaya on Tuesday, December 25, 2018

Kaynak:Basında Şenkaya

Rus savaşı sırasında Allahuekber Dağları’nı aşmak isterken donarak şehit olan askerler, Erzurum’un Şenkaya ilçesine bağlı Gaziler Mahallesi’nde düzenlenen törenle anıldı.

OBirinci Dünya Savaşı sırasında Allahuekber ve Soğanlı Dağları’nda şehit olan askerler, Erzurum’un Şenkaya İlçesi Bardız Köyünde düzenlenen törenle anıldı.
Erzurum’un Şenkaya ilçesinde, 1. Dünya Savaşı’nda Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili Enver Paşa komutasındaki Osmanlı 3’üncü Ordusunun, Rus işgali altındaki toprakları kurtarmak amacıyla başlattığı Sarıkamış Harekatı’nın 104. yılı büyük bir katılımla gerçekleştirildi.
2003 yılından bu yana Erzurum Valiliği öncülüğünde; Şenkaya Kaymakamlığı ve Şenkaya Belediyesi tarafından çeşitli etkinliklerle anılan Allahuekber Şehitleri anma programı, Bardız Köyü Allahuekber Şehitleri Meydanında yapıldı.
Büyükşehir Belediyesi Mehteran Takımı’nın gösterisi ile başlayan tören, dönemin kıyafetlerini giymiş askerler tarafından Bardız Köyü Cami minaresine 104 yıl önce olduğu gibi 83’üncü alay sancağı çekilerek ezan okunup saygı atışı yapılmasıyla devam etti. Ardından 9’uncu Kolordu’da görevli bir Üsteğmen tarafından harekât anlatıldı.
Törenlerin ardından protokol konuşmalarına geçildi. İlk olarak Sarıkamış Harekatı Şehitlerini dünya gündemine taşıyan Türkiye’nin yetiştirdiği ünlü Kalp Cerrahı Bingür Sönmez söz aldı.
2013 yılında 80 bin kişinin yürüyüşe katıldığını ifade eden Sönmez, Bir zamanlar Avustralya’dan 300 Anzak çocuk geldiğinde kahramanlıkları konuşuldu. Bakın bugün burada 5 bin kişi var.
Daha sonra bir konuşma yapan Prof. Dr. Bingür Sönmez, 2013 yılında yapılan yürüyüşlerde 80 bin katılım vardı. Bir zamanlar Anzak çocuklarına özeniyor, Avusturalya’dan 300500 çocuk kahramanlıklarını konuşuyordu. Ben diyorum ki, Sarıkamış’tan Kanal’a, Kanal’dan Kut’ül Amare’ye, Kut’ül Amare’den Galiçya’ya, Galiçya’dan Kurtuluş Savaşına, Kurtuluş Savaşından günümüze kadar günümüze kadar olan tüm şehitlerimizin ve hayatta olmayan gazilerin ruhları şad olsun” dedi.
Türkiye İzcilik Federasyonu Başkanı Hasan Dinçer Subaşı ise gençlere tavsiyelerde bulunarak, “Bugün Türkiye ayağı kalktığında dünyanın jandarması diye dolaşan ülke kaçacak delik arıyorsa, bunu topraklara can veren şehitlerimize borçluyuz” şeklinde konuştu.
“Sarıkamış Türk askerinin vatanı için neler yapacağının bir nişanesidir” diyen Şenkaya Belediye Başkanı Görbil Özcan, “Bu bölgede düşman kuvvetlerine büyük kayıplar verilmiş ve geri püskürtülmüştür. Gençler dün 7 düvelden bize saldıranlar bugünde aynılar. Bu yüzden birlik ve beraberlik içerisinde olmalıyız. Dün sınırlarımızı kalemle çizenler bugün sınırlarımıza kadar dayanmışlar” diye konuştu.
Daha sonra söz alan Erzurum Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Eyüp Tavlaşoğlu, bundan 104 yıl önce silah ve teçhizatı olmayan ecdadın gözünü kırpmadan düşman üzerine yürüdüğünü söyledi.
Dünyanın en büyük itaat destanı bu topraklarda yazıldı
Bundan tam 104 yıl önce Dünya tarihinde ki en büyük itaat destanına şahitlik etmiş bu topraklarda büyük bir heyecan olduğuna dikkat çeken Vali Okay Memiş, şöyle konuştu:
“93 Harbi sonrasında esir kalmış vatan topraklarına ilk kez Türk askeri giriyordu. O askerin gelişindeki yollar cennet bahçeleri gibi gül kokuyordu. Dünya’nın en büyük “İtaat destanı” bu topraklarda yazıldı. Burada o destanı yazan yiğitleri anmak için toplanmış bulunuyoruz. O yiğitlerin toprağa düşen bedenleri bu topraklara atılmış Türk Milletinin perçinleridir. Dünya durdukça bu milletin bu topraklarda var olacağının göstergesidir. Onları Allahuekber dağlarına çıkaran ateş ne ise günümüzde de sınırda ve sınır ötesinde torunlarının kanını ısıtan duygu aynıydı. Bu duygu elbetteki, inanç, iman ve yüreklerindeki vatan sevgisinin ateşiydi. Ne mutlu bizlere ki onların torunlarıyız.”
Bitti denilen bir devletin neler yapacağını herkes gördü
En zor anda bile Türk ordusunun yıkılmadan ayakta kaldığını ifade eden Vali Okay Memiş, “Erzurum’dan yola çıkarak Kaleboğazında, Narman’da, Oltu’da, Köprüköy’de, Bardız ve Kosor Boğazında aslanlar gibi savaşarak gelen bu cengâverler bitti, yıkıldı denilen bir devletin ve onu oluşturan milletin en zayıf sanıldığı anlarda bile neler yapabileceğini, diğer milletlerden farkının ne olduğunu burada ortaya koymuştur. Bu yüzdendir ki Allahuekber ve Soğanlı dağlarını aşarak hedeflerine ulaşan 3’üncü Ordu’nun 9 ve 10’uncu Kolorduları günümüzde en modern teçhizatla bile başka orduların göze alamayacağı bir işi başarmışlardır. Dünya’da hiçbir ordu Kahraman Türk ordusu kadar sebatkâr, gözü kara, cefakâr ve itaatkâr değildir. O zaman canla, kanla ödenen bu bedeli günümüzde çok çalışarak, bilimle, teknolojiyle, ilimle uğraşarak, kimseye minnet etmeden, her türlü ihtiyacını kendi karşılayabilen bir toplum olmaya çapa sarf ederek ve en önemlisi Dünyanın en kıymetli topraklarında yaşadığımızın, dolayısıyla düşmanında eksik olmayacağının bilincinde olarak çok çalışmalı ve çok okumalıyız” şeklinde konuştu.
Vali Memiş’in büyük dedeside bu topraklarda şehit oldu
Sarıkamış Harekâtının kendisi için ayrı bir yeri olduğuna dikkat çeken Erzurum Valisi Okay Memiş “Değerli kardeşlerim benim için bu programın ayrı bir anlamı da var. Benim büyük dedem 10. Kolorduyla bu harekâta katılıyor ve Allahuekber Dağlarında şehit düşüyor. Torunu ve Erzurum Valisi olarak bu programa katılmak bana nasip oldu. Hüznü ve gururu aynı anda yaşıyorum. Bu vesile ile bütün şehitlerimize kendi dedeme, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, Kurtuluş Savaşının bütün şehitlerine, Sarıkamış ve Bardız şehitlerine, 15 Temmuz şehitlerine terörle mücadelede hayatını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum” dedi.
Konuşmaların ardından etkinliğe Bardız ve Yayla şehitliği arasında yapılan ‘Allahuekber Şehitlerini Anma Yürüyüşü’ ile devam edildi. Bardız Allahukber Şehitleri Anma törenlerine Erzurum Valisi Okay Memiş, 9’uncu Kolordu Komutanı Tümgeneral Tümgeneral Veli Tarakçı, Büyükşehir Belediye BaşkanVekili Eyüp Tavlaşoğlu, Prof. Dr. Bingür Sönmez, Jandarma İl Komutanı Albay Bekir Uzun, Emniyet Müdürü Mehmet Aslan, adli ve idari yargı mensupları, kaymakamlar, ilçe belediye başkanları, kurum amirleri, Şenkaya Köy Dernekleri fedarasyon başkanı ve yönetimi, izciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Aşağıdakı videoda Sarıkamış türküleri yayınlanmıstır.

Soğuk Cennet Sarıkamış.

Soğuk Cennet Sarıkamış…..

Posted by Şenkaya Haber on Saturday, December 22, 2018

——————————————————————–

SARIKAMIŞ HAREKÂTI HAKKINDA…

III. ORDU’NUN ÖLÜM HAREKATI

Allahuekber Dağları, 26 Aralık 1914 

Yürüyüş kolunun başı tam 14 saat süren bir ölüm yolculuğundan sonra Allahuekber Dağlarının doğu eteğindeki Beyköy’e ulaştı. Albay Hafız Hakkı da karargahındaki subaylarla gelip köyün evlerinden birine yerleşti.

Yürüyüş kolunun ardı kesilince, büyük yıkım bütün çıplaklığıyla ortaya çıktı. 150 savaşçıdan oluşan bölüklerde 10-15 kişi kalmış, hatta bazı bölüklerde subaylardan başka kimse kalmamıştı. Yüzde doksan oranında kayıp verilmişti. Tarih, bir tümenin çatışmadan bu kadar kayıp vermesine ilk defa şahit olmuştu. Allahuekber Dağlarına tırmanmaya başlamadan önce 30. Tümen’in toplam mevcudu 15.000 kadardı. Beyköy’de yapılan yoklamalarda 1.400 civarında kaldığı anlaşıldı. Allahuekber Dağları bir günde yaklaşık 13.600 savaşçıyı yutmuş, yok etmişti. Subay kayıplarının azdı, çünkü çoğu atlıydı ve Erzurum’da kendi paralarıyla satın aldıkları kışlık giyecekleri kullanıyorlardı.

Alptekin Müderrisoğlu “Sarıkamış Dramı” kitabında şöyle anlatıyor:

Hafız Hakkı, Beyköy’de bir ocağın karşısına geçmiş, kara kara düşünüyordu. Allahuekber dağlarını aşarken savaşçıların acı durumlarını, karların üstüne yığılıp can verişlerini, yol boyunca donukların artarken yürüyüş kolunun gittikçe azaldığını görmüştü. Yine de bu kadar kayıp vereceğini düşünmemişti şüphesiz. Dört günden beri süren savaşın gününde ve gecesinde kendilerine verilen emirleri eksiksiz yapmak için insan gücünün dışında özveri gösteren binlerce gencin yaşamını yitirmesine sebep olmuştu. Vicdan azabı çekiyor olmalıydı ki, kurmaylarının Beyköy’de bir gün dinlenilmesi önerisini derhal kabul etti. Hafız Hakkı’nın dinlenmeye rıza göstermesi herkesi sevindirmişti. Doğaya meydan okumanın anlamsızlığını anlamış olmalıydı. Aç, bitkin, perişan ve hasta savaşçıların yaşamlarını sürdürebilmesi için en azından bu molaya ihtiyaç vardı. Bazılarının ellerinde, ayaklarında küçük donmalar vardı. İyileştirilmediği takdirde kangrene dönüşecek, o zaman savaşçıyı kurtarmak için elini, ayağını kesmek gerekecekti. Dağ başında sınırlı olanaklarla yapılacak böyle bir operasyonun iyi sonuç vermesi beklenemezdi. 31. Tümen’in, hedefi olan Başköy’e daha iyi durumda varamayacağını da düşünüyordu Hafız Hakkı. 31. Tümen, kaç savaşçısını Allahuekber Dağlarında bırakmıştı acaba? Eriyip iskelete dönen bu iki tümenle Sarıkamış’ı Enver Paşa’dan önce ele geçirmekten umudunu kesmiş, plana aykırı olarak aştığı bu zalim dağlar “Sarıkamış Fatihi” ünvanını kazanma hayallerini de karlara gömmüştü. Elinde kalan bir avuç savaşçıyı kurtarma derdine düşmüştü artık.

Hafız Hakkı Bey Beyköy’den, Sarıkamış çevresinde bulunan Başkomutan Vekili Enver Paşa’yı tümenlere dair bilgilendirdi ve bir gün dinlendikten sonra rast geleceği düşmanı şiddetli saldırıyla perişan edeceğine dair söz verdi. Savaşçılarının büyük çoğunluğunu Allahuekber dağlarında bırakmıştı, elinde kalanlar yürüyemez durumdaydılar ve diğer iki tümeni ile henüz irtibat kuramamaştı buna rağmen böyle bir söz verme cesaretini kendinde buluyordu X. Kolordu Komutanı.

31. Tümen Komutanı Albay Hasan Vasfi, Hafız Hakkı’nın “30. ve 31. Tümenler 26 Aralık sabahı saat 5:00’te Beyköy’e doğru yürümeye başlıyacaktır.” emrini aldığında tümeninin 93. Alay’ı ile birlikte Ersinek köyünde bulunuyordu. Hasan Vasfi, tümeniyle birlikte Allahuekber Dağlarını aşarak Beyköy’ün 4 kilometre güneyindeki Başköy’e gidecekti. Kosor’da olduğunu sandığı 91. ve 92. Alaylara bir haberci gönderdi ve Ersinek’te kalıp beklemeye başladı; fakat bilmediği bir şey vardı; yolda fırtınaya yakalanan ve Rus süvarileri ile çatışan iki alayı Kosor’a sabahleyin ulaşmış ve buldukları her çatı altında uykuya dalmışlardı. Gönderdiği emri alay komutanlarına ileten habercinin gelmesinden sonra bu durumu öğrenen Hasan Vasfi atına atlayıp 93. Alay ile birlikte Başköy’e doğru yola koyuldu.

Alptekin Müderrisoğlu, Hasan Vasfi Bey’in Başköy yolculuğunu şöyle anlatmış:

Hasan Vasfi Allahuekber Dağlarının doruğuna yaklaşırken 30. Tümen’in yol kenarına serpilmiş donuklarıyla karşılaştı. Doruğu aşıp da yaylaya varınca, sağa sola dağılan ayak izlerinden birçok savaşçının yürüyüş kolundan ayrılmış olduğunu farketti. Bu dağılma yayla boyunca giderek artıyordu. Cansız bedenler yürüyüş kolunun geçtiği yerlerin iki yanına kül rengi benekler halinde yayılmıştı. Tipinin üzerini kapattığı her küçük tepeciğin altında bir savaşçının yattığı seziliyordu. At ve katır ölüleri, cephane sandıkları, çuvallar, tüfekler her yana dağılmıştı. Hasan Vasfi gördükleri karşısında gözyaşlarını tutamıyordu. Göz pınarlarından süzülen yaşlar yanaklarına inemeden donuyor, ince buz kristalcikleri kirpiklerini kaplıyordu. Eldivenli elinin tersiyle gözlerini ovuşturuyor, kefensiz yatan savaşçılar için dualar okuyup karlı yamaçlara üflüyordu. Gece yarısından sonra Başköy’e vardıklarında Hasan Vasfi beyninden vurulmuşa döndü. 93. Alay’dan sadece 300 savaşçı Başköy’e ulaşmıştı. Yolda her yüz kişiden doksan tanesinin donarak ölmesi güç erişilir bir rekordu. Geri kalanlar ise bitkinlikten, açlıktan adım atamayacak durumdaydı. Çoğu hastalanmıştı ve ateşler içindeydiler, kiminin de çeşitli uzuvları donmuştu. Hasan Vasfi, geriden gelen iki alayın aynı felakete uğramaması için bir atlıyla alaylara Sarıkamış dramını tüm çıplaklığıyla yansıtan acı bir emir gönderdi:

91. ve 92. Alay Birliklerine, Başköy 26 Aralık 1914

* Bu gece birliklerinizin Başköy’e kadar gelmesi emri geçersizdir. İzlenecek yol dolanarak bir yaylayı aşıyor, insanlar ve hayvanlar donuyor. Yolda donmuş birçok er ve hayvan gördüm. Hayvanların yükleri devrilmiş, cephane, makineli tüfek ve malzemeler yol boyunca serpilmişler. Bu yaylayı gece aşmak bir cinayettir.
* Ersinek’ten hareket edilmişse, birlikler yaylanın batı yamacı üstündeki büyük çam ormanında gecelemelidirler. Gece bol bol ateş yakılması ve elden geldiğince hiç uyumayarak şiddetli donmanın ve felaketin önüne geçilmesi zorunludur. Yarın Başköy’e gelinir ve köyde konaklanır.
* Ersinek’ten yola çıkmamışsanız, yarın yanınıza iyi kılavuzlar alarak Issızdere yolunu takiben geliniz.
31. Tümen Komutanı Hasan Vasfi

93. Alay çok zorlu bir yürüyüşten sonra, gece yarısından sonra perişan bir biçimde ve döküntü halinde Başköy’e vardı. 91. ve 92. Alayların hareket ettiği Kosor’un Başköy’e olan uzaklığı Ersinek üzerinden yaklaşık 26 kilometre idi. 26 Aralık günü öğleden sonra yola çıkan alaylar, Ersinek’e geldikten sonra 93. Alay’ı takiben Başköy’e yöneldiler ve gece boyunca hedeflerine doğru ilerlediler

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

 

KUZEY HAREKATI DESTEK BİRLİĞİ (İLAVE)
Hafız Hakkı Bey Ardahan bölgesine gönderdiği Kuzey Harekatı Destek Birliği’nden şu raporu aldı:
Ardahan yolunda ilerleyen kuvvetimiz Merdenik’te düşmanla muharebe ediyor. Müfreze komutanı şehit olmuştur. Düşman Kazak kuvvetleriyle Agundir Geçidi’nden arkamıza dolanmıştır. Sahra toplarımız yanımızda, fakat piyademiz azdır. Lütfen ve merhameten bize takviye kuvveti gönderiniz. Burada düşmanın kuvveti fazladır ve topçusu vardır.
Hafız Hakkı Bey bu raporun altına aşağıdaki notu düşerek ordu komutanlığına gönderdi:
Şimdi Başköy telgraf merkezi aracılığı ile aldığım telgrafı sunuyorum. Tabii buradan oraya takviye kuvveti gönderilemez. Ben bugün topladığım 800 eri cidden cansız bulduğumdan taarruz değil tahkimat yapıyorum. Arkadan asker gelir ve bu gün dinlendirdiğim birlikleri de biraz canlandırabilirsem yarın taarruz ederim. Kolordu, başı Sarıkamış’ta sonu Başköy’de olmak üzere dağınık bir haldedir. Muharebe meydanının sol kanadında, elimde bulunan kuvvet 1.800 tüfek, sekiz sahra ve 16 dağ topundan ibarettir. Herhalde düşman da iyi bir durumda olmadığından burada toplanabiliyoruz. Yarın için Allah kısmet ederse saldırıya geçmeyi planlıyorum. (Melih Özdil tarih sayfasından alıntı)

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi
KAYNAK:Selahattin ALTAŞ Sayfasımdan alınmıştır.
Not:(harekât sayfa yazılarına Selahattin Altaş kitabın oluşmasında katkıda bulunmuştur.)