Yazı Detayı
18 Mart 2022 - Cuma 11:48 Bu yazı 124 kez okundu
 
93 (1877-1878) OSMANLI RUS HARBİNİN KAHRAMAN Kızı FATMA SEHER MİLLİ MÜCADELENİN EFSANE KADINI (KARA FATMA)
Eğitimci.Araştırmacı.Mevhibe SOLAK
 
 

93 (1877-1878) OSMANLI RUS HARBİNİN
KAHRAMAN Kızı FATMA SEHER
MİLLİ  MÜCADELENİN EFSANE KADINI
(KARA FATMA)

 FATMA SEHER'LE ilgili olarak yazılan çeşitli makaleler vardır.Yazar: İsmail Habib Sevük, "YURTTAN YAZILAR" dizisinde Fatma Seher için şöyle not düşüyor; Top ve tüfek sesleri gittikçe fazlalaşmakta... Aziziye'nin bulunduğu tepenin üzerine ,gökten adeta ateş yağıyordu.Kars Kapısı’ndan çıkan birliğin başında.    Fatma Seher : isimli, genç ve güzel bir Türk kadını vardı.Yanında iki üç gelinlik kız arkadaşı ile beraber tabyadan tabyaya atılıyorlardı, tabyanın koyu karanlığı içinde, Türk kılıçları şimşekler, kavisler çizerek düşman kafalarını doğruyordu. Mehmet Emin Yurdakul ise, Erzurum'un Topdağı içerisindeki Aziziye İstihkâmında, mücadelenin 8 Kasım 1877 gecesi sabaha karşı başladığını belirtmiştir.Yurdakul'a göre bu olay şöyle gelişmiştir : Rus ordusu Erzurum’u kuşattığı o gece Aziziye tabyasına giren bir rus askleri ışıkları söndürür koğuşta uyanan askerleri karanlıkta şehit ederler. Aziziye Tabyasına Moskof'un girdiğini haber alan kadınlar dan FATMA SEHER'le birlikte, arkadaşları askere su, ekmek getirirler , yaralıları omuzunda taşırlar, onlara hemşirelik yapar, yaralarını saran bir Türk Anası idi.Tabyalarda zorla vatanın alınamayacağını, işgalin sonuçsuz olacağını anlayan düşman,hile ile tabya yakınına bir nefer sokar, tüfek attırıp panik çıkararak  koğuşun lambasını söndürür ve kendi askerimiz, sabaha kadar düşman zannıyla, birbirini  kırmasından sonra, gelip rahatça tabyayı zapt etmiş, fakat bu acıya dayanamayan,öç almak derdine düşen Fatma ,hemen Erzurum'a dönmüş orada bulabildiği,çoluk çocuk ,ihtiyar,kadın, erkek ne varsa toplamış ,tüfek yok,silah yok evlerden balta, satır toplatmış ,Aziziye tabyasına hücum etmiş,   düşmanın gülle,kurşun yağmurları Fatma kadına yüz çevirtmemiş ve girdiği Tabyada  düşmanı doğramış, ceset yığını içerisindeki tabyayı tekrar zapt etmişler ve şehitlerimizin intikamını almıştır.Yazar :Mehmet Emin Yurdakul: Erzurum kadınlarının Türk-Rus harbinde gösterdikleri kahramanlıklarla ilgili: yazısında, Rus kazakları Erzurum'da Aziziye Tabyasını basarak, buradaki hasta ve yaralı askerleri öldürdükleri     vahşet haberinin müezzinler tarafından  minarelerden davudi sesleriyle Erzurum’a  ilan edilerek ,Erzurum afakını inleten Tekbir sesleri arasında, Aziziye'nin düşmandan geri alınması için yine  müezzinler tarafından  bütün şehir halkını VATAN müdafaasına çağırıldığı anlatılmaktadır. Erzurum'lu Fatma Seher hanım balta ile mahalleleri dolaşarak "NE DURUYORSUNUZ..? "Bugün ergişilerinizi sedyelerinde boğazlayan düşmanlar yarın avratlanızı yataklarında kirletecekler"..! Artık yiğit kalmadı mı..? diye halkı ayaklandırmıştır. Savaşta, Fatma Seheri görenler anlatıyorlar; Cenk meydanında Fatma görülmeliydi o, dalgalı siyah saçlar ile, kan dolu siperler üzerinde, kanat takmış  bir Melek gibi uçuyordu, elindeki kılıcı ile beden duvarlarından atlayarak tabyanın birinden, diğerine koşuyordu. FATMA O GÜN  KAHRAMANLARA SERDAR OLMUŞTU.
KOSKOCA BİR GÜN GEÇTİ. AKŞAM YAKLAŞIRKEN DÜŞMAN  CESETLERİYLE DOLU . AZİZİYE TABYALARINI 
TERK EDİP GERİ ÇEKİLDİ. Aziziye savaşında, zafer inanılmayacak kadar büyüktü.Fakat zaferden bin kat daha büyük olan, ilahi şahlanıştı...! ERZURUM'LU, FATMA SEHER'İN    ) kahramanlığı ,Faruk Nafiz Çamlıbel'in bir şiirine ilham kaynağı olmuştur."KARA FATMA" başlıklı şiir: 1877 Türk- Rus harbinin uyandırdığı fikir ve duygulardan ÖRÜLMÜŞ:
 Açlarla güreşmeyi büyük bir zafer sayan 
Kafkasya dağların'da  çığ gibi yuvarlanan,  
Canlar dayanmıyordu, bu uğursuz duruma,
El oğlu geziyordu sevinçle. Erzurum’ da
Hepside mala cana namusa el atıyor.
Bir gün geldi dayandı kemiğe artık bıçak
Bizler kuzulaşınca,  Türk-oğlu kurt olmalı...!
Dünkü yufka yürekler bugün Halis demirden
Fatma Seher, adında bir kız çıktı meydana
Ya arslandır, ya kaplan onu doğuran ana
Kılıç gibi ortaya     fırlattı gövdesini,
ÇağırdıTürk olanı, yükselterek sesini
Hey...dullar ,ihtiyarlar              çocuklar...!nişanlılar...!
Sınırlarda döğüştü gürbüz delikanlılar
Kadınlar ,ihtiyarlar         çocuklar toplanınız.
Toplanınız ki...! bugün ana, baba günüdür.
Düşmanlarla boy ölçmek,Türklerin düğünüdür...!
Erzurum’u görenler yabancı bir yer sanır.
Onu böyle görünce hangi yürek dayanır?
Haydi hazırlanınız...! alçaklarla güreşe.
Ya...! devlet başa,   Ya...!kuzgun leşe,
Köylü, şehirli yollara düştü yayan...!
Kiminde bir odun var,  en zorlu silah diye,
Kiminde de bir kaya, düşmanlara hediye,
Sonra paslı bir bıçak düşmanlanın elinde,
O ne korkunç alaydı, doğrusu hey...! gidi hey;
Ağızlar bir cehennem gözler ateş çanağı.
Toprağı sarsıyordu bir gürültü sağanağı.
En başta er bakışlı.  TÜRK KIZI FATMA SEHER : DER. Yetiş, sözü fazla uzatma.
İşte bu korkunç alay     o gün yola diziIdi.
Nerde düşman gördüyse boğaz...!  boğaza gelip,
Ne topa, kulak asan    ne tüfekten kaçan var.
Halk zafere kavuştu hemen o kanlı günde
O şanlı AZİZİYE tabyasının önünde,
Anlaşılan Türk oğlu silahsız olsa bile
Silahlı düşmanını   boğar geçer eliyle..
              
 FATMA SEHER HANIMDAN ;                   bir defa daha gururla bahs etmek istiyorum. Ninemiz oldu, anamız oldu,  Atatürk kendisine,( Kara Fatma), dediği kahramanımız
FATMA SEHER SEHER, Erzurumlu Yusuf Ağa'nın ve Ayşe Hanım'ın kızıdır.Aziziye Savaş'ında bekar olan, FATMA SEHER, daha sonra. VAN'lı BİNBAŞI   DERVİŞ ERDEN'le evlenir. Kocasının görevi dolayısıyla.  EDİRNE YANIK KIŞLA'DA bulunurlar üç çocukları olur. Balkan Harbinde patlak verince o çocukları ve kocası ile birlikte, Edirne' de, düşman tarafından kuşatılmış olan Yanık Kışla'da. Askerlik hayatını onunla paylaşmıştır. Kocası görev dolayısıyla Fatma Seher ve çocuklarını Yanık Kışla'da bırakır SARIKAMIŞ KAFKAS CEPHESİNE GİDER 1919 da ALLAHUEKBER DAĞLARINDA ŞEHİT DÜŞER. Kocası gittikten sonra .Düşman Yanık Kışla'yı basar. Fatma Seher ve çocukları esir düşer. Bir şekilde kurtulur ve çocuklarıyla ERZURUM'A Baba evine döner. Daha sonra VAN'A giderek , erkek kardeşleri Ermeniler tarfından şehit edilmiş genç kızları ve kocaları şehit edilmiş gelinleri örgütler... kendi ailesinden dokuz-on kadınla birlikte Kafkasya Cephesine savaşmaya gitmiştir.       İstanbul'un işgali edildiğini duyar At sırtında cephe arkadaşlarıyla İSTANBUL'A GİDERLER'ler ;
Mustafa Kemal Paşa'nın  SİVAS'TA olduğunu ögrenince, kendisinin      vazifelendirmesini istemek için. Erzurum ve Van' da kardeşleri Ermeniler tarafından şehit edilen kırk üç kadını silah arkadaşı olarak alır. "Şark vilayetlerinde Ermenistan için çalışan Ermeni ordulana karşı vazifelerini de yerine getirdiklerini, kendisiyle 1923' de yapılan bir mülakatta anlatmıştır" ADANA, cephesinde, AFYONKARAHISAR, AYDIN Nazilli, SARAYKÖY, TİRE'de bir asker gibiçarpışmış , İSTIKLAL SAVAŞI'NDA  "KARA FATMA"; adıyla yayımlanan hatıralarında : Atatürk'ün Sivas’ta faaliyete geçtiğini haber aldığım dakikadan itibaren duyduğum sevinci tariften acizim ve ilk iş olarak kısa bir hazırlıktan sonra, Sivas'a acilen hareket etmeyi kararlaştırdım. hemen yola çıktım ve Gül Cemal vapuruyla Samsun'a, oradan da Sivas'a vardım". Mustafa Kemal'in huzuruna çıkabilmek için muhtelif kıyafete girerek üç günlük bir mücadeleden sonra, devamlı bir takibim neticesi olarak, SİVAS'ta öğle yemeğine davetli bulunduğu bir yere giderken, yolda yakaladım .Üzerimde çarşaf ve yüzümde peçe  var dı.Kendisiyle bir mesele hakkında görüşmek istediğimi söyleyince, sert bir şekilde ne görüşecelsiniz...?   bendeki vatan aşkı bu sert mukabeleye galip gelerek, derhal peçemi kaldırdım ve İSTANBULl' dan buraya kadar sizinle görüşmek için geldiğim ve beni dinlemesini ısrarla rica ettikten sonra,"PEKI" dediler ve yakınımızda bulunan lokantaya beni kabul ettiler,"bilgisini vermiştir. Mustafa Kemal ona “adını...!silah...! kullanmayı...!ata binmeyi bilip-bilmediğini,harpten ateşten korkar mısın...?" diye de sordu. Verdiğim cevaplar Mustafa Kemali memnun etmiş olmalı ki , keşke bütün kadınlar senin gibi olsa idi "KARA FATMA   dedi.O'nun bu hitabından sonra adım "Kara Fatma" olarak kaldı."Kendi eliyle yazdığı kağıdı vesika olarak bana verdi. Sıkışık vaziyetlerde işine yarar ,haydi...! göreyim seni, verdiğim talimatı unutma bir an evvel İSTANBUL'A git, hazırlan ve bu işe başla",dediğini anlatmıştır. Kara Fatma,Mustafa Kemal'den aldığı talimat üzerine dokuz yaşındaki kızı Fatıma ile İstanbul'a  gelir, orada Mustafa Kemal' den getirdiği kağıdı göstererek güvendiği. Topkapılı Pire Memed ve Laz Tahsin'le birlikte on beş kişilik çete kurmuştur. Van' dan yüz elli kişilik çeteyle gelen kardeşi Mehmet Çavuşla İzmit civarında Taş köprü’de buluşur. Hepsi köylü kıyafetine girerek, Haydarpaşa' da trene binip İzmit'te inmişler,kendilerinin Erzurum muhaciri olduklarını, iş bulmak için geldiklerini söyleyerek, gizlice propagandalarla sayılarını arttırmaya çalışmışlar. İlk uğradıkları Gülbahçe köyü, eşrafından Murat Ağa'nın da katılması ve yardımıyla çetecilerin sayısı doksan altıya yükseltilmiş.
KARA FATMA; Gülbahçe Mecidiye,Orhaniye, Arpalık köylerinin İmam ve muhtarlarıyla ileri gelenlerini ormana celb ettirir, onlara ,"Ben Kara Fatma'yım Ermeni Jandarmalarının sizden her ay aldıkları iki yüzer lirayı bundan sonra vermeyeceksiniz. Sizin ırzınızı, malınızı ben bekleyeceğim"ordakiler bu desteği memnuniyetle kabul ederler. KARA FATMA; Bir taraftan silah satın alıyor, bir taraftan civar köylerden gelen delikanlıları çetesine yazıyor. Az zamanda dört yüz seksen kişi bulmur. İZMİT, Yunan işgali altındadır. Müslümanlar nefes almaktan bile korkuyorlar.O günlerde yırtık pırtık bir köylü kadın pazara öteberi getirip satıyor, akşam olunca şehirden ağır sandıklar satın alarak esrarengiz bir şekilde çıkıp gidiyordu. Bu kadın iki defa gelip gitmiş dönerken altışar sandık götürür. Üçüncüde bu şüpheli kadını yakalarlar. Sandıklar cephane sandığı idi onları Sultani Mektebi'nde Ali Efendi'den alıyordu.Yunan askerleri Kendisini askeri koğuşlardan birine atalar ve on dokuzgün mütemadiyen döverler. Dişlerini sökerler boğazına ip bağlayıp Sokaklarda sürütürler, yaralanır.On dokuz gün zarfında tamamiyle dermansız, hasta ve perişan olan bu bedbaht  KARA FATMA, çetesinin bizzat reisi.Her gün 4 yunan askeri başını bekler. Artık çaresiz olduğunu görünce nöbetçileri 2 ye indirilir.
Bir gece nöbetcilerin yanına arkadaş gelir geç saate kadar içki içer sızarlar. Kara Fatma ,onların sızıp uykuya daldıklarını görünce, bellerinden tabancaları alır beline bağlar hazır olan iki atı alıp gece ÇETESİNİN başına döner.

 KÜTAHYA (21 Şubat -12 Mart 1921 ), (31Mart-1Nisan) ESKİŞEHİR savaş'larına arkadaşlarıyla katılır. Bu savaşta, on arkadaşı SEHİT düşerler
Sekiz kadınla kendiside  yaranarak, uzun süre seyyar hastaneds tedavi olduktan sonra, DÜZCE  çevresindeki asker kaçaklarını vatani vazifelerine davet için gider. Yine kendi ifadesine göre çeteciler doksan üç kişiden ibaretti. 1921' de 10 Temmuzdan,yirmi beşine kadar süren KKÜTAHYA - ESKİŞEHİR -SİVRİHİSAR, savaşında bütün zorluklara rağmen ,teçhizat bakımından kendinden çok üstün olan düşmanı, Kütahya'dan, Eskişehir'e kadar sürerek, bir çok bakımdan kayıplara uğratır.Düşmanın SAKARYA'ya doğru ilerleme planı önlenmiş. Bütün bu başarıların içinde Garp Cephesi kumandanlığı, Eskişehir harbinin fedakar mücahidelerinden, erzak kolu Kumandanlığı vazifesi gören FATMA ONBAŞI'nın, rütbesi Çavuşluğa terfi ettirilir. Tüfeğini omuzundan indirmeyen, ateş altında cepheyi boş bırakmayan Kara Fatma  müfrezesini, Kocaeli Grup kumandanı HALİL  PAŞA, yeterli bulmaz, Kara Fatma gayretle  sayısını üç yüze yükselir .Bu vazifesi  dolayısıyla karargahını HENDEK  VE DÜZCE  arasındaki NEFREN  Boğazı yakınında bulunan bir köyde kurar .Eşkiya Reisi Limo ile İbrahim bir gece, misafir edilmekte olduğu eve gelerek affedildiği takdirde bu çeteyle birlikte çalışmak istediklerini bildirip, bunun sağlanmasını rica eder kabul edilir.

KARA FATMA ,28 Haziran1921 'de İZMİT'in, düşmandan temizlenip kurtarılmasına kadar İZMİT'TE kalır kalır. Kendisindeki belgelerde, İZNİK  civarındaki BEREKET  ve KARADERİN' de ki karşılıklı taarruzda,   ALEKO ve KARA Derin hattında fedakarlıklar ve kahramanlıklarından. Sonra ; HİSARCIK,KAYNARCA, mıntıkası Kumandanı NAİM, imzasıyla Süvari Livas'ına gönderilen yazıda, düşmanın taarruzu durdurulduğu, üçüncü maddesinde FATMA SEHER:  Hanım'ın cepheden gelen efrad üzerindeki ilgisi ve tesiri, her türlü takdirin üstünde olduğu kaydedilmiş, bunun karşılığı Liva emrinde, "bu günkü hareketle pek çok yararlılığı görülmüş olan Fatma Seher Hanım'a teşekkür ederim" denilmiştir 
26-27 Ağustos 1921
 tarihli 193 sayılı liva ta'mimi ile de onun bu kahramanlığı açıkça takdir edilerek başka Birliklere de örnek gösterilmiş bulunuyordu. 
KOCAELİ, Cephesinden sonra İZNIK  cephesinde,üç yüz seksen gönüllü getirdiği, intikam Taburuna teslim ettiği bunlar arasında oğlu ile kardeşinin bulunduğunu  Kendi ifadesi ile aynen şöyledir:"Bir defa da yüz seksen gönüllü topladım, İzmit'e getirdim.Bir müddet Birlik Kumandanlığında bulundurn." İzmit'e yakın Kapkaça Köyü 'nün muhtarı Fatma Seher'e mektup göndererek yardım ister ,mektubu getiren köylü iki gözü iki çeşme anlatıyordu; 
Bizim köyde Mehmed’i dün gece gerdeğe koyduk. Tam bu sırada köyümüzü bir Rum-Ermeni çetesi bastı, evin kapısını kırıp içeride bulunan damadın ellerini, ayaklarını, bağladılar elbiselerini soyup üzerine kaynar su döküp dayakladılar sonra gözünün önünde gencecik geline saldırdılar, gavurların yirmi beşi… ? Köylü anlatırken tıkanır. Söyleyemez ve hıçkırarak bağırır ; YETİŞ, KARA FATMA, ırzımıza düşman tecavüz etti”.Köylünün ıstırabı her halinden belliydi.Kara Fatma yanına on yedi kişi ile Köylüyü de yanına alarak KAPKAÇ köyünü kuşatır .Zalimler köyün bütün genç kızlarını gelin evine doldurmuşlar, nara atarak hora teperek, eğleniyorlar.Çaresiz kalan iffetli Türk kızlarının  boğuk feryatları bu habis gürültüler arasında o kadar yanık ,o kadar tüyler ürpertici bir halde geliyordu ki.. KARA  FATMA ve silah arkadaşları evden gelen çaresizlik feryadına son verebilmek için evin etrafını kuşatrlar. Tam bu sırada evden iki haydut çıkmış bir genç kızın saçlarını tutmuş sürükleyerek avludaki samanlığa doğru götürüyorlar . Samanlığın kapısına geldikleri zaman, on yedilerden iki kişi ile Kara Fatma'nın oğlu SEYFEDDİN, iki haydutu ses çıkarmadan boğup yere attılar. Masum kız düşüp bayılmıştı. Seyfeddin,  Sapanca'lı Murat ve Mecidiye'li Musa Çavuş içeride neler olduğunu öğrenmek için evden gelen sesleri dinliyorlardı.İki haydut daha iki genç kızı sürükleyerek evden çıkarmak için uğraşıyorlardı.Bu vahşet karşısında on yediler ,her tarafı ateş altına alırlar ,haydutlar neye uğradıklarını anlayamazlar ,şaşırarak dışarı fırarlar .Dördü zor kendilerini kurtarırlar, yirmi biri birer domuz gibi yere serilirler. On yedilerden iki kişi yaralanır. Kara Fatma, gelin evine girdiği zaman gördükleri karşısında gözyaşlanın tutamaz. Mazlum gelin ve on yaşından yirmi yaşına kadar on genç kız yemenilerinden iffetlerine kadar herşeyleri berbat olmuş. Baygın yatıyorlar. Dünyada daha canhiraş olanına tesadüf edilmesi imkanı tasavvur edilmeyen bir kötü hale şahit olan zavallı damat ,Mehmed,  kollarıyla ayakları bağlı, bir köşede çaresizlikten ağlıyordu.On yediler,beş silahı da alarak yerlerine dönerler. Ertesi gün civar mıntıkada kumandan olan Miralay(albay) KARA FATMA 'ya on lira mükafatı nakdiye ile bir kat asker elbisesi ve bir TAKTİRNAME  gönderilir .Üç dört gün sonra TÜRK ORDUSU İZMİT üzerine taarruza başlar .Kara Fatma orduya iltihak eder . Kara Fatma İzmit önlerinde ordu saflarında dört gün dinlenmeden savaşrı.Kardeşi, MEHMED yaralanır.            kendisi hem harp ediyor, hem de yaralanan askerlerin yaralanın sarıyor.Bu saldırıdan dört gün sonra :
12 Haziran 1924 'te TÜRK Ordusu  ile beraber KARA FATMA'  İzmit'e girenler arasındadır 12 gün kalır. 13. gün kıtasıyla İZNİK  havalisine AVDAN  Yaylası'na gitmesi emrini alr. Kendisi de  hasta olduğu halde kardeşi ile çetesi emir olunan yere giderler. Bir     gece kıtasından bir kaç zabitle (askerle) Akaya' da siperlerde sohbet sırasında kadın, cesareti ile erkek cesareti mevzu bahis oluyor. Kara Fatma'ya "Ne kadar olsa da bizim kadar mücadelede  cesur olamazsın."diye takılıyorlar..Bir tecrübe yapılmasına karar verilir .Keşif taarruzu yapılması istenir. KARA  FATMA gönüllü olarak tek başına keşife çıkar, sabaha karşı iki yunan kellesi,iki silah ve iki atla döner. Arkadaşları ile girdiği bahsi kazanıp o geceden sonra "BÖLÜK KUMANDANLIĞI'NA terfi  ettirilir. KARA KAFATMA  ve birliği, İZMİT ve civar köylerinden ELMALIK'ta yapılacak katliamı haber alır. Birliği ile aynı gece köye varırlar, gördükleri manzara tüyler ürperticidir. KARA FATMA : hadiseyi anlatıyor ; köy halkını bir meydana toplamış olan bir Papaz etrafında on beş kadar silahlı askeriyle beraber hıristiyan kadınlara soruyor ; “bunlara nasıl ceza verelim...? Kadınlar ;“ Onları iyice bağladıktan sonra bize teslim edin. İntikamımızı biz alırız” dediler. Önce yaşlı erkekleri ağaçlara sıkıca bağladılar, ağaçlara bağlanan bu zavallı çaresiz insanların az sonraki hallerini düşünen diğer köylüler ağlaşmaya başladılar. Gördüklerime daha fazla dayanamadım, tabancamı çekip teslim olun diye haykırdım. Benimle beraber arkadaşlarım da silahlarını çekmişlerdi.Bu beklenmeyen hal düşmanı şaşırtmıştı, bizimkiler ağaçlara bağlanamadan iplerini çözdüler düşmanın elindeki silahları aldıktan sonra aynı şekilde onları bağlattım. Papaza dönerek ;haydi dedim, şimdi siz ölümlerden ölüm beğenin. Arkadaşlarıma esirleri HALİL PAŞA'YA götürmelerini, cezalarını onun vereceğini söyledim.İZMİT'E  döndüğümüzde.SÜVARİ  HACI ARİF Bey bu muvaffakiyetimize karşılık bizim için büyük bir merasim hazırlatmıştı.Halkın coşku ve tezahüratı ile  karşılandık. 

 KARA FATMA'YI dinleyenler onun için ;      
Konuşurken  dinleyenler, bir gazete makalesi okuyor düşüncesine kapılırdı. O kadar içten ve samimi konuşuyordu ki...Bir gün etrafındakilere şöyle anlatıyordu ; Ben kadınken, çok iyi dikiş dikerdim.Hakikaten kadınlığı onun için bir mazidir. Ancak bir annede bulunabilecek derecede şefkatliydi. Fakat aynı zamanda bir düşmanı kafasından tutup kesebilecek kadar da sert ve düşmana karşı kararlıydı.Bu da onun vatan aşkının yarattığı duygulardan ileri geliyordu.Fatma Seher Hanımı görenler" tam bir asker "diyorlardı,o da askerliği RUHUNA işlemişti. Milli Mücadeleye katılan Türk kadınların safında şerefli bir yer almıştı. Onu tanıyanlar ; KARA FATMA ,belindeki fişekleriyle ,ayağındaki çizmeleriyle, elindeki kamçısıyla tam bir iİSTİKLAL AKINCISI İDİ  "diye not düşmüşler. KARA FATMA ; kısa boylu, zayıf ,enerjik yüzlü, kara gözlü belindeki geniş kuşağındaki tüfek mermileri ve kama, omzunda kayışla gezerdi. KARA FATMA ,SAKARYA  Savaşı'ndan sonra 30 Ağustos AFYON ZAFERİ   öncesi bir Çiçek Bayramı ile ilgili konuşmasında TEĞMENLİK DERECESİNE, nasıl...? yükseldiğini şöyle anlatıyor : “İstiklal Harbi 'nin son taarruzundan evvel, çiçek bayramı münasebetiyle ANKARA 'da davetli bulunduğum esnada, davetlilerden başta Atatürk olmak üzere Rus Sefiri Arlof Yoldaş, Meclis Reisi, General Kazım Özalp, Van Mebusu Hasan Bey ve hatırlayamadığım hükümet erkanından bazı zevatın huzurunda işlemeli güzel bir gümüş sigara tabakası, milli bir menfaat için müzayedeye çıkarılarak Atatürk'ün üzerinde kaldı ve kendisine verildi. Tabakayı eline alarak, bu tabakanın kime hediye edilmesinin uygun olacağını heyet-i haziruna sordular ; Rus Sefiri, KARA FATMA'ya hediye edilmesi mütalaasını ileri sürdü ve bu teklif heyetçe ittifakla, alkışlarla kabul edildi. Atatürk, çok iyi silah kullanan nişancılar arasında bir müsabakaya yapılmasını tensip buyurdular ve muvaffak olduğum takdirde, sigara tabakasının   bana hediye edileceğini emir buyurdular.Ben de yarışmaya iştirak ederek birinciliği kazandığımdan, son derece haz duyarak hem  tabakayı bana hediye ettiler ve hem de TEĞMENLİK RÜTBESİYLE  TALTİF   edildim. Rus Sefiri Arlof Yoldaş bana hitaben kendi kartına şöyle yazdı."Türk mücahidelerinden muhterem FATMA HANIM : Efendim, mülakat ve ziyaretinizle şerefyab olduğumuz kısa ve kıymetli dakikalar ,kalbimizde zat-ı alinize karşı ebedi hürmet ve muhabbetle dolu dostluğu yarattığına, emniyet ve itibar buyurmanızı rica ederim. Muhabbet ve dostluğumuza bir nişane olmak üzere kartımın kabulünü istirham ve bilvesile ile hürmetlerimi bildiririm.

KARA FATMA DA ŞU 
TEŞEKKÜRÜ Cevaben Gönderir :15 Temmuz 1922 Rus-Sovyet Hükümeti Trabzon Konsolosu Tarabon   "Rus-Sovyet Hükümeti Trabzon Konsülü yoldaş Tarabon Cenaplarına;
Efendim hakkımda göstermiş olduğunuz kıymettar teveccühleri, sarsılmaz Türk-Rus dostluğunun bir tecellisi olarak  telakki ediyorum ve Milli Ordunun aciz bir ferdi sıfatıyla da hakkımdaki iltifatlardan Kahraman Türk ordusu ve onun Mukaddes Mücadelesiyle olan alakadarlığınıza intikal ediyor. Tazimatımın ve teessüs eden dostluğumuzun devamı hususundaki temenniyatımın  kabülünü rica ederim."
16 Temmuz 1922
Bölük Kumandanı Mülazımı Evvel
(Fatma Seher )KARA FATMA 

KARA FATMA (Fatma Seher) Hanım : mücadeleye atıldığı zaman dokuz yaşında olan kızı da cephelerde dolaşıyordu. Küçük Fatma için annesi bu kızda benimle beraber dağlarda dolaştı, yanımdan hiç
ayrılmadı.Onu ekseriya İZMİT'TE ; bırakıyordum.Fakat şimdi durmuyor, neferlerin peşine takılarak taa…! siperlere kadar geliyor. HARP  ederken bana ve askerlerime
mataralarla su  taşıyor .Bir çarpışmada zavallı yavrum sağ  elini kaybetti. Şimdi İzmit'te    dinleniyor. KARA FATMA hanım izinli olarak Ankara'ya geldiğinde kızı bir mektup yazdırarak, annesine göndermiş. Mektubunda küçük bir tabanca istiyorum "sağ elim yok ama ,sol elle pek güzel atıyorum anne" diye yazdırır.
 KARA FATMA ; Sakarya Savaş'ından sonra, BÜYÜK TAARRUZ,için
 hazırlıkların sürdürüldüğü Erzurum'a geçmek üzere bulunduğu.Trabzon'da misafir edilir, başından geçenleri burada yayımlanan "İSTİKBAL  Gazetesi"ne anlatmıştır.Bu münasebetle ,üç seneden beri Yunanlılara harp eden Kara Fatma 'nın namını herkes işitmiş ve bu kahraman kadının menakibini herkes dinlemiştir,bu menkıbeler yörede dilden dile dolaşır.Kara Fatma, tıpkı bir erkek gibi omuzunda silahıyla  en çetin harplere iştirak etmiş, çetecilik yapmış, yaralanmış ve hala faaliyetine devam etmekte diye yazılır.   Kara Fatma, 26-30 Ağustos 1922'de "Başkumandanlık Meydan Muharebesi" diye anılan AFYON  harbine'de müfrezesiyle katılmış. Bu savaşla ilgili,onun kahramanlığını,zekasını anlatan çok iyi bir hatırasını da, şöyle bir anekdotla yer veriyor." Altımdaki at Ceylan isminde çok güzel talim ettirilmiş çok akıllı bir hayvandı, adeta bir piyade neferi gibi düşman mevzilerine sokulmak icap etti.Bu esnada düşman tarafından bir kemend atılarak yakalanmıştım ; hayvan şahlanarak bizim tarafa fırladı , ancak. BEN bu esnada düşmana esir olmuştum.Beni yakaladıkları zaman gözlerim bağlanarak, kendi mevzilerinin iki saat gerisinde bir yere götürmüşlerdi.Burada gözlerimdeki mendil çözdüler ve SÜRMELİ  Köyü'nde kurmuş oldukları karargahlarında yarım saat sorgulandım.  i İFADEMDE kaçamak cevaplar veriyordum. Bunun üzerine , Başkumandanları,     olan Trikopis'in yanına götürdüler ve beni görünce, hayretle bana  bakıyordu ve "Sen KARA  FATMA...!” diye üç defa hayretle ismimi tekrarladı ve biraz sonra, hayret ettiğinin sebebini son sualinden anladım. Meğer bunlar, Kara Fatma'yı devasa bir şey tahayyül ediyorlarmış ; ben de bunlara cevaben, Anadolu'daki KARA FTMA'ların,en  kuvvetlisi benim demiştim .Bilahare beni bir yere  kapattılar. Evvela başıma dört tane süngülü nöbetçi diktiler.Bir kaç gün geçtikten sonra nöbetçiler bir kişiye indirilmişti ve bu nöbetçinin yanına bir misafir arkadaşı geldi.Mütemadiyen şarap içiyorlardı, misafir olan arkadaşı kalkıp gitti. Bu nöbetçi şarap içmaya devam ediyordu. Her halde çok içmiş olmalı ki, sabaha kadar sızdığını gördüm.   Fakat bir türlü inanamıyordum.Bir iki
yoklamadan sonra, hakikaten sarhoş olduğuna kanaat getirmiştim.Elindeki silahı alarak ortalık ağarmadan yola çıktım.Bir hayli müşkülattan sonra kaçmağa muvaffak oldum ve on dokuz gün sonra ,Sürmeli köyündeki OVA'da bulunan kıt'amın başına geçtim. Bu muvaffakiyetimden dolayı ÜSTEĞMENLİĞE  terfi ettirildim. KARA FATMA; bu rütbe ile 20   Haziran1920'de BURSA'nın, Yunan işgaline karşıda gider ve Mücadele eder.   Afyonla ilgili bir hatırasında şunları anlatıyor: AFYON'un ilçelerinden BURHANİYE  köyüne geldiğim zaman ,artık tamamen Yunan elinden kurtulmuştum.Fakat  şimdi harb etmek, düşmanı sürmek için bende daha yaman bir ateş uyanmıştı.Bana ve vatandaşlarıma yaptıkları zulüm, eza ve cefadan dolayı Yunanlılar'a melun ayaklarıyla topraklarımızı  çiğneyen bu düşmanlara teskin olunmaz bir kin ve nefret duymuştum. Müfrezemi tekrar teşkil ettim ve BURSA  cephesine harbe gittim. Yunanlılar burada mukavemet ettiler.Fakat "TÜRK'ün süngüsü yaman şeydir ,ona kimse mukavemet  edemez. Bizim vazifemiz kıt'a gerilerine akın etmek ve  yollarını kesmekti. Vazifemizde muvaffak oluyorduk. Yunanlılar bizim ordunun hücumuna fazla dayanamadılar .Bozgun bitti yorgun vücudumu dinlendirmek için izin verdiler .İşte ben de,şimdi bugün memleketimi geziyorum .              
 Üç sene evvel memleketimiz ne haldeydi,bugün ne haledir, eğer bu şereften bir parça da bana nasip olursa ne mutlu bana "Fatma Hanım ateşe susamış bir eski ve pişkin zabit gibi,göğüs geçerdi ve sonra oradakilere "Eh ,Allahaısmarladık" diyerek veda etti. İstiklal harbi'nin başlangıcından,Anadolu'nun düşmandan temizlenmesine kadar Doğu ve Batı cephelerindeki savaşların çoğuna katılmış olan Kara Fatma Hanım,ikisi şarapnel,sağ kolundan,sağ elinden, sol kolundan,sağ ayağından olmak üzere,bir çok defa düşman mermilerine vücudunu hedef etmiş ve bunların yanı sıra sağ memesine saplanmış şarapnel parçasıyla yaşayıp onunla mezara gitmiştir. Kuva-i Milliye'nin kadın kahramanları denince,ilk akla gelen şahsiyetlerden birisi olan Fatma Seher,devrinin bir çok erkek kahramanları kadar şöhret yapmış ve hizmet etmiş,ölünceye kadar sırtında muharebe zamanlarında giydiği,elbisenin benzeri,göğsünde "istiklal Madalyası" olduğu halde çok zaman görenleri hayrete düşüren bu kahraman Türk anası maalesef hayatının son yıllarını fakr-u zaruret içinde geçirmiştir.Memleketin kara günlerinde kadınlığı gönüllü temsil eden, vatan için,istiklal için kahramanca dövüş en KARA FATMA ,bizim endişeli günlerimizin sayılı kahramanlarındandır. Memleketini tehlikede gören genç Anadolu kadını, şahsi arzularının verdiği bir ızdırabı olmadan,işgal kuvvetlerinin yaptığı zulümlere gönlü razı olmuyor "KADINSAM , TÜRK DEĞİLMİYİM"  diyerek cepheden cepheye koşmuştur. iİstiklal Harbi'nde silah kullanan, canla başla çalışan,mücahit kadınlarımızın önde gelenlerinden hayatının son yıllarını dayanılmaz maddi sıkıntılar içinde geçiren, Kara Fatma, kendisine vatan hizmeti tertibinden 17 Şubat 1954'te aylık bağlanmasından bir yıl sonra vefat etmiştir. AZiZiYE SAVAŞININ ve MiLLi MÜCADELENİN Mucize kahraman Türk Milletinin ve Onun yiğit ordusunu her ferdinin anası olan hanımı kutsileşmiş Beşer tarihinin koynunda, Türk kadının gösterdiği kahramanlığa nice misaller vardır ve daha niceleri olacaktır. Türk Kadınları ; erkekleri ile omuz omuza vererek bu güzel günleri bizlere armağan etmişlerdir. Onlar göğüsleri iman dolu bir nesil olarak yaşadılar ve öldüler.   Bu iman abideleri Analarımızı rahmetle anıyoruz.Türklük ve Türk kadını ne civan mert, ne asil bir yaradılıştadır ki gösterdiği fedakarlık ve sayısız menkıbelerle destanlaşmıştır.Bunun içindir ki, Türk kadını tarihe mal olmuş, kahramanlığı memlekete ödenmesi lazım gelen bir borç gibi telakki etmekte ; bunu da bir övünç kaynağı olarak asla görmemekte, hatta bu konuda övünmeyi zül telakki etmektedir. O anaların aziz ruhları şad olsun.O ne güzel topluluk ,o ne güzel cemaatmiş .Milletimizin kadirşinaslık örneği göstererek anıtlar dikip,adına kitap yazıp dernekler kurduğu nice unutulmamış bahtiyar kahramanların aziz hatıraları önünde saygıyla eğilirken, gönlümüz Kara Fatma gibi isimsiz nicelerinin de aynı şekilde bahsedilen  liyakatla anlamasından yanadır.                                                                                                                                                                                                                                                             
Ne yazık ki ;arşivlerden çıkan bur resim ruhumu incitti KARA FATMA ÜSTÜN BAŞARILARIYLA BİR YABANCININ HİMAYESİNDE ACZ DURUMA DÜŞMEMELİYDİ.RUHU ŞAD MEKANI CENNET OLSUN -FATİHA-
[10:02, 18.03.2022] Profdr Mevhibe Solak: DOĞUNUN SINIR TAŞI KAHRAMANLAR KALESİ ERZURUM'UMUZUN  
DÜŞMAN İŞGALİNDEN 
KURTULUŞ GÜNÜ 12 MART: Bir asır geçtiği halde biz o haçlıları, Müslümanlara katliam yaptıkları yerlerde
görüyoruz. Dün Erzurum'daki savaşta yaşanılanları kısaca anlatan ERZURUM'LU
Bir Asker, Yazar ve Erzurum'ďa Valilik yapmış, Kafkas kökenli İSMAİL HABİB SEVÜK.ÜN hatıralarında şöyle anlatıyor; 
Erzurum'un şarkında, Top dağının garbında. Firdevsoğlu kışlasından 1877-1878 (93), Harbinde Ahmet Muhtar Paşa'ya karargahlık yapan yer. Aziziye Cengi için Mecidiye, tabyasında O savaşta ERZURUM'LU kadınlardan, GÜLİZAR Kadını görenler şöyle anlatıyor.
GÜLİZAR kadın bulgur sahanlığı gibi iri iri
taşları çatal sakallı Moskof Paşasının başına öyle bir vurduki adam olduğu yere yıkıldı gitti.O saldırılar arasında NANE VE
NAME, kadınlarda cephenin sayılı MÜCAHİDE KADINLARINDANDI. Koskoca
devleti yere sererek AZİZİYE İstihkamlarına  giren Rus ordusuna karşı,
ERZURUM, halkının o ilahi ŞAHLANIŞI İLE
ERZURUM, yeniden onların oldu.Topa tüfeğe karşı ERZURUM'LULARIN elindeki
balta, nacakla beraber gururlu, onurlu insanların gayretleriydi.Kardını erkeğiyle.
Yazar, Şair MEHMET EMİN YURDAKUL 'da
O savaşı hatıralarında : anlatıyor, Rus kazakları Erzurum'da Aziziye Tabyasını basarak, buradaki hasta ve yaralı askerleri öldürdükleri, vahşet haberinin muezzinler tarafından minarelerden davudi sesleriyle Erzurum 
afakını inleten. "TEKBİR"sesleri arasında,
Aziziye'nin düşmandan geri alınması için 
Vatan mudaafasıçağrısını alan FATMA SEHER HANIM.Eline aldığı balta ile Mahalleleri dolaşarak"ne duruyorsunuz...!
Bugün ergişilerinizi sedyelerinde boğazlıyan düşmanlar avratlarınızı yataklarında kirletecekler....! Artık yiğit kalmadı mı...? diyerek halkı ayaklandırıp 
Hep birlikte,Cenge giderler.O günkü savaşta, olanlar FATMA SEHER,için şöyle 
anlatıyorlar."Cenk meydanında  FATMA görülmeliydi.O, kan dolu siperler üzerinde
kanat takmış gibi uçuyordu.Düşmadan Eline geçirdiği kılıcıyla beden duvarlarından atlayarak tabanın birinden,
diğerine kosuyordu. FATMA o gün kahramanlara serdar olmuştu.Koskoca bir
  gün geçti....Akşam yaklaşırken düşman cesetleriyle dolu bıraktığı Aziziye tabyalarını terk edip geri çekiliyordu.O Kahramanlardan biride ANADOLU kadınına simge olmuş NENE HATUN'dur.
Nene Hatu'nun kocası Aziziye savaşına giderken Nene Moskoflar,Aziziyeyi basmışlar sen evde çocuğa bak ben gidiyorum.Bir süre sonra eve kardeşi Nazmi yaralı olarak geliyor orda oluyor. kardeşini görünce çılgına dönen Nene çocuğunu onun ölmüş olan yanına koyup ele balta alıp oda Aziziye tabyalarinı koşuyor. AKŞAM YAKLAŞIRKEN AZİZİYE TABYALARINI TERK EDİP ERZURUM'A ÇEKILEN SAVAÇI KAHRAMAN ERZURUMLULAR DÜŞMAN CESETLERİYLE  DOLU BIRAKIP GERİ ÇEKİLİRKEN AZİZİYE
SAVAŞINDA, ZAFER İNANILMAYACAK KADAR BÜYÜKTÜ.FAKAT ZAFERDEN BİN
KAT DAHA BÜYÜK OLAN, O İLAHİ ŞAHLANIŞTI.DARISI DÜNYA EMPERYALİZMİ İLE TERÖRISTLERİYLE YAPTIĞIMIZ BU MÜCADELEYE DIYORUM.
O CENK MEYDANINDA AZİZİYE TABYALARINDA SAVAŞIRKEN YARALANAN
RAHMETLİ ANNEMİN RAHMETLİ DEDESİ  YÜZBAŞI"NAZMİ KARACIBO'DA AĞIR YARALANIR ERZURUM ASKERİ HASTAHANESİNDE YATARKEN O ZAMAN
MOSKOF ASKERİ HASTAHANEYİ BOMBALIYOR BÜTÜN YARALILAR ŞEHİT OLUYORLAR....YÜZBAŞI NAZMİ KARACİBONUN ÇİZMELERİNİ AKRABALAR BİR ERMENİNİN AYĞINDA GÖRÜNCE ÇOK ÜZÜLÜYORLAR. RUHLARI ŞAD MEKANLARI CENNET OLSUN
[10:03, 18.03.2022] Profdr Mevhibe Solak: ÇANAKKALE'Yİ GEÇİLMEZ YAPAN İSİMSİZ KAHRAMAN GELİN ; ÇANKKALE BİR DESTANDIR"; yıl 1915 Savaş bütün şiddetiyle devam ederken İngiliz, karargahına bilinmeyen bir yerden silahla, devamlı atış edilir. Coniler sırtlarından aldıkları kurşunlarla  oldukları yere yığılırlar. Bu duruma hayret eden İngiliz Subayları şaşırırlar... bir türlü....tesbit edemezler. NERDEN geldiğini... Uzun zaman böyle devam eder. Yapılan araştırma bir ikindi vakti kurşunların geldiği yeri tesbit ederek hedef alırlar. Artık kurşunları gelmediğini görürler o evi bulur , giderler kapıyı açıp içeri girdiklerinde gördükleri manzara çok hazindir ve şaşırırlar. Küçük bir
Oda, yatakta yaşlı yatalak bir kadın yanında, 6 aylık bir kız çocuğu kundağında ağlıyor. Yerde kanlar içinde elinde silahıyla yatan 25 yaşlarında genç bir gelin.Neneye sorarlar oğlun, NERDE..? savaşta gelinim ben ve bu minik torunumla beraber yaşıyorduk. Ingiliz subaylar. çok şaşırırlar kendi aralarında derler ki...BİZ BU İNSANLARI YENEMEYİZ GENÇ GELİN YAVRUSU KUCAĞINDA ELİNDE  SİLAHIYLA KURŞUNLANIYORUZ ... KOCALARI CEPHELERDE  MÜCADELEDE . İngiliz Askerleri hayretler.... içinde kapıyı kapatır çıkarlar. O İSİMSİZ 
KAHRAMAN GELİN KENDİNİ SORUMLU HİSEDEREK ÖLÜMÜ PAHASINA YAVRUSUNU ANNESİZ BIRAKIR AMA VATANINI.... SAVUNMASINDAN VAZ GEÇMEZ...VE "ÇANAKKALE'Yİ GEÇİLMEZ YAPAR" 
 VATAN VE MİLLET AŞKIYLA HİZMETİ KENDİNE ŞİAR EDİNEN ANADOLU... KADINLARININ BİZLERE EMANETİDİR RUHLARI ŞAD MEKANLARI CENNET OLSUN...AMİN

 
Etiketler: 93, (1877-1878), OSMANLI, RUS, HARBİNİN, KAHRAMAN, Kızı, FATMA, SEHER, MİLLİ, , MÜCADELENİN, EFSANE, KADINI, (KARA, FATMA),
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Anketler
Şenkaya Mahalle Muhtarları ile Sorunları Söyleşiyi Nasıl Buluyorsunuz?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Giresunspor
0
0
0
0
0
0
2
Ümraniyespor
0
0
0
0
0
0
3
Trabzonspor
0
0
0
0
0
0
4
Sivasspor
0
0
0
0
0
0
5
MKE Ankaragücü
0
0
0
0
0
0
6
Konyaspor
0
0
0
0
0
0
7
Kayserispor
0
0
0
0
0
0
8
Kasımpaşa
0
0
0
0
0
0
9
İstanbulspor
0
0
0
0
0
0
10
Hatayspor
0
0
0
0
0
0
11
Adana Demirspor
0
0
0
0
0
0
12
Gaziantep FK
0
0
0
0
0
0
13
Galatasaray
0
0
0
0
0
0
14
Fenerbahçe
0
0
0
0
0
0
15
Fatih Karagümrük
0
0
0
0
0
0
16
Beşiktaş
0
0
0
0
0
0
17
Başakşehir FK
0
0
0
0
0
0
18
Antalyaspor
0
0
0
0
0
0
19
Alanyaspor
0
0
0
0
0
0
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Şenkaya Sohbet
Haber Yazılımı